Lohusa Depresyonu | Endişeden Yaratılan Yaşam ve Annelik

Lohusa depresyonu

Lohusa Depresyonu | Endişeden Yaratılan Yaşam ve Annelik

Lohusa depresyonu: Anne olmak, görmeden önce bir ruhu sevmek ve bilmektir. Hayatta kalmak için tamamen size bağlı bir yaşam sürdüren bir canlıyı içinizde büyütmektir. Uykusuz geçen geceler, hamilelik sancıları, acıları, doğum sonrası izleri ve yaraları…
Kişiliği ve öncelikleri değiştiren bir olgudur anne olmak. Kendisinden bir insan çıkarmak hiç bir manada kolay değildir. Fiziksel değişiklikler olduğu gibi ruhsal değişimlere de hazır olmak gerekir.
Hamilelik dönemi bir anne adayı için sevinç, heyecan, mutluluk gibi duyguların yanı sıra zaman zaman korku, endişe gibi duyguları da getiren, inişli çıkışlı duygu durumlarına neden olan bir dönemdir. Bu nedenle de hamilelikteki hormonal değişikliklerin de etkisiyle anne adaylarının bir kısmında depresyona kadar varan duygu-durum değişiklikleri görülebilir.  Peki, annelerin doğum sonrası dönemlerde sık yaşadıkları “annelik hüznü” ile daha az yaşanan “doğum sonrası çöküntü” ya da lohusalık depresyonu hakkında neler biliyoruz?

Lohusa Depresyonu mu, Annelik Hüznü mü?

Lohusa depresyonu

Doğum sonrası dönem doğumu takip eden ilk 4 haftadır. Gebelik ve doğum doğal bir döngü gibi gözükse de, kadın için stres etkenidir ve her kadın kaygı yaşar. Bu dönem kadın için en hassas dönemlerdendir. Yapılan araştırmalarda kadınların doğumdan sonra beyin yapısında serotoninin azaldığı, dopaminin arttığına dair bulgular mevcuttur. Aynı zamanda östrojen ve progesteron da düşer. Buna bağlı olarak annede ağlama nöbetleri, güçsüzlük, halsizlik, sıkıntı, uyku bozuklukları, sinirlilik, bebeğe karşı ilgisizlik, yorgunluk, dikkat azlığı, aşırı endişe, iştah sorunları ve bebekle ilgili aşırı kaygı oluşabilir.
Hamilelik sonrası dönem, yeni doğum yapmış kadınların %80’inde görülür. Yakınmalar 3-10 gün arasında başlar ve genellikle 2. haftanın sonunda azalır. Annelik hüznü yaşayan kadınların %20’sinde çöküntü gelişebilir. Doğum sonrası çöküntü ise kadınların %10-15’inde görülür. Annelik hüznüne göre daha ağır bir tablodur. Hamilelik sonrası depresyon doğumdan sonra ilk üç ayda görülebilir veya daha sonrada ortaya çıkabilir. Doğum sonrası çöküntü yaşayan kadınlar annelik rolüne ilişkin;

  • Kaygı
  • Suçluluk duygusu
  • Yetersizlik duygusu
  • Ölüm korkusu

gibi duyguları çok sık yaşarlar. Daha sonraki gebeliklerde doğum sonrası çöküntü yaşandıysa bu oran artar. Annelik bunalımı; aile hayatı, anne-çocuk ilişkisi ve çocuk gelişimi açısından olumsuz bir süreç oluşturur. Bebeğin sağlıklı gelişiminde ilk 6 ay önemlidir. Doğumdan sonraki 6 ay çocuğun anne sütü ile beslenmesi önerilir. Psikolojik olarak çöküntüde olan bir annenin çocuğunu yalnızca anne sütü ile beslemesi beklenemez. Çöküntü yaşayan annelerin çocuklarıyla daha az oyun oynadıkları ve çocuklarda davranış sorunları görülmesi oranı oldukça fazladır.

Neler Yapabiliriz?

Lohusa depresyonu

Doğum sonrasında anne fiziksel ve psikolojik olarak güçsüz düşer. Bu dönemde annenin yalnız kalmaması önemlidir. Anne bireysel ve grup terapilerine yönlendirilebilir. Yaşadığı çöküntü şiddeti yüksekse doktor kontrolünde ilaç tedavisine başlanabilir.

Ve tüm bu zor dönemlere rağmen anne olmak, her ne kadar güç ve meşakkatli olsa da insana derin mutluluklar veren, yaşama sevinci aşılayan ve bütün bu güzel duyguların toplamından oluşup, sonsuzluğu kucaklayan tarifi imkansız, yaşanan ve yaşatan her şey demektir.

DUYGU ÇİLİNGİR
Sosyolog & Aile Danışmanı

Bize Instagram’dan ulaşmak için tıklayın. 

Duygu Çilingir
[email protected]

Sosyolog- Aile, Evlilik ve İlişki Danışmanı