Sürdürülebilir Moda Nedir? | Hızlı Moda Çarkından Kurtulmak!

Sürdürülebilir Moda

Sürdürülebilir Moda Nedir? | Hızlı Moda Çarkından Kurtulmak!

Sürdürülebilir Moda Nedir? Son 20 yılda giysi fiyatlarındaki düşüşle beraber giderek daha fazla kıyafet almaya başladık. Çok değil bundan 20 yıl öncesine göre ananelerimizin sahip olduğundan 5 kat fazla kıyafetimiz var. Bu eğilimin arkasında olan nedenleri sorguladığımız zaman ise çok farklı bir tablo çıkıyor ortaya. Nasıl oluyor da üretim maliyetleri bu kadar azalıyor? Fiyatlar düşerken aynı oranda kalite de düşüyor elbette. Daha ucuza daha çok kıyafet alıyoruz, aldıklarımız eskimeden yenilerini alıyoruz. Yenilerini almasak da 3 kere giyince bir daha giyilmez hale geliyorlar zaten. Peki bu durumun sağlığımız, gezegenimiz ve hazır giyim işçilerinin yaşamları üzerinde nasıl bir etkisi oluyor?

Wikipedia’daki tanımına bakacak olursak Sürdürülebilir moda, sosyal adalet ile birlikte ekolojik bütünlüğe doğru değişimi teşvik eden bir hareket ve süreçtir. Sürdürülebilir moda, moda ürünlerinin üretim yöntemlerine hitap etmekten daha fazlasını, bütün bir moda sistemindeki değişimi içermektedir. Bunun anlamı, modanın içinde yer alan sosyal, kültürel, ekolojik ve finansal sistemlerle uğraşmak demektir.

Peki bu moda çarkı nasıl dönüyor ve biz sürekli yeni giysiler aldıkça nelere sebep oluyoruz?

Sürdürülebilir Moda Nedir? Hızlı Moda-Dolabımızdaki Canavar:

Konfeksiyon kalitesinin her yıl düşmesi nedeniyle bir giysiyi beş defadan fazla giymek artık çok zor.  Siz de farkındasınızdır, giysiler artık hemen soluyor ve şekilsiz veya yıpranmış bir hal alıyor. Bunun yanı sıra trendler o kadar hızlı değişiyor ki ayak uyduramıyoruz. Sadece güncel kalmak için satın almaya devam ediyoruz. İşte bu hızlı moda denilen canavar, ucuz ve tek kullanımlık giysilerin seri üretim sistemi… Markalar bildiğimiz ilkbahar/yaz, sonbahar/kış koleksiyonlarından başka sayısız yeni koleksiyon çıkarıyor. Ve bizi sürekli daha fazlasını almaya teşvik ediyorlar. Göz göre göre kullan-at sisteminin parçası oluyoruz…

Giysilerimizdeki zehirli maddeler:

Tekstil üretiminin her aşamasında elyaf üretimi, kumaşları ağartmak veya boyamak için kimyasallar kullanılıyor. Üreticiden mağazalara geldiklerinde giysilerimizde (“%100 doğal” olanlarda bile) hala birçok kimyasal madde bulunuyor. Ve biz bunları direkt tenimize giyiyor

Greenpeace’in Detoks Kampanyası için yaptığı bir araştırmada, giysi üretiminde sıklıkla kullanılan (toksin, kanserojen ve hormon bozucu içeren; yasaklanması gereken ancak şu anda yasak olmayan) 11 zararlı kimyasal belirledi. Hatta bazı çalışmalar, pijamalarda bulunan bazı kimyasal maddelerin, bütün bir gece bu pijamaları giydikten 5 gün sonra bile çocuğun idrarında bulunabileceğini göstermektedir.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, 20 farklı tekstil markasından (moda devleri dahil) test edilen ürünlerin %63’ünde tehlikeli kimyasallar bulundu. Bu yüzden yeni giysileri ilk kez kullanmadan önce mutlaka yıkamak gerekiyor.

Modanın Çevresel Etkileri:

Moda endüstrisi, petrol endüstrisinden hemen sonra dünyadaki ikinci en büyük kirletici unsur. Ve bu endüstri büyüdükçe çevresel zararları da artmakta. Bununla birlikte, bu sorunları azaltmak için çeşitli çözümler ya da alternatifler var. İlk adım, farkındalık ve değişim isteği oluşturmak elbette.

Moda endüstrisinin su kirliliği:

Giysilerin üretildiği ülkelerin çoğunda, tekstil fabrikaları kaynaklı arıtılmamış toksik atık sular doğrudan nehirlere dökülüyor. Bu atık sular kurşun, cıva ve arsenik gibi toksik maddeler içeriyor. Bunlar sudaki doğal yaşam ve milyonlarca insanın sağlığı için son derece zararlı. Kirlenme aynı zamanda denize de ulaşıyor ve sonunda tüm dünyaya yayılıyor. Su kirliliğinin diğer bir ana kaynağı, pamuk üretimi için gübre kullanımı ve bu da suları büyük ölçüde kirletiyor. Bunlara ek olarak tüm giysilerimizin boyama ve terbiye aşamalarında büyük miktarda su kullanılıyor. (Referans olarak, bir ton boyalı kumaş başına 200 ton kadar su tüketimi.)

Ayrıca, pamuğun büyümesi için çok fazla suya ihtiyacı var, ancak genellikle ılık ve kuru alanlarda yetiştiriliyor. İlginçtir ki 1 kg pamuk üretmek için 20.000 litreye kadar suya ihtiyaç duyuluyor. Bu durum zaten kıt olan su kaynakları üzerinde muazzam bir baskı yaratıyor ve pamuk üretiminin suyunu tamamen tükettiği Aral Denizi’nin çölleşmesi gibi çarpıcı ekolojik sonuçlara neden oluyor.

The Guardian’dan Stephen Leahy’nin dediğine göre; “Hindistan’ın tüm nüfusunun günlük su ihtiyacının %85’i, ülkede pamuk yetiştirmek için kullanılan su ile karşılanabilir. Hindistan’da 100 milyon insanın içme suyuna erişimi yok.”

Sürdürülebilir Moda İçin Ne yapabiliriz?

DAHA AZ SATIN ALIN: En çevreci giysiler bile üretim ve ulaşım için doğal kaynakları tüketiyor ve bu da kaçınılmaz olarak bazı çevresel etkilere neden oluyor. Sorunun kökeni aşırı tüketiciliğimizde yatıyor: Anneannelerimiz 1 tane satın alırken biz 10 tane satın alıyoruz. Ne yazık ki yeni kıyafetler almanın bizi mutlu edeceğini düşünme eğilimindeyiz. Belki de yaşam tarzımızın bazı temellerini yeniden gözden geçirmek doğru bir adım olacaktır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR MARKALARDAN KIYAFET SATIN ALIN: Gün geçtikçe daha fazla giyim markası, üretimlerinin çevresel ve sosyal etkilerini hesaba katmaya başladı. Sürdürülebilir markalara ulaşmak diğer standart markalara göre daha zor ve pahalı. Ancak bizler sürdürülebilir kıyafet talep ettikçe, daha da yaygınlaşacak emin olun. 15 yıldır organik tarımın geldiği noktaya bakın. Bizler talep ettikçe yaygınlaştı. İlk zamanlar lüks marketlerin en fazla 2 raf ayırdığı organik ürünler şimdilerde koca bir reyonu kaplıyor hatta sadece organik gıda satan mağazalar mevcut.

Ayrıca olaya fiyat olarak baktığımız zaman sadece isme ya da markaya bir dünya para ödediğimiz zamanları hatırlayın. Bunun yerine sürdürülebilir, zararlı kimyâsal içermeyen ve 3 günde solup yıpranmayan, kaliteli bir kıyafete biraz daha fazla para ödemek kesinlikle daha makul geliyor bana. Hani bir laf vardır ya: Ucuz mal alacak kadar zengin değilim diye… Biz kaliteli olanı talep ettikçe, markalar da giysilerinin kalitesini artırmaya mecbur kalacaklar. Hızlı modanın esiri olmayı reddettiğimiz ve mesela bir paltoyu 5 yıl giyebildiğimiz zaman bunun hem çevreye hem de cüzdanımıza yapacağı katkıyı bir düşünün…

KIYAFETLERİNİZİ ATMADAN ÖNCE İKİ KEZ DÜŞÜNÜN:

Sürdürülebilir Moda

Giysilerinizi lütfen normal çöpe atmayın! Giysilerin çoğu sentetik ve biyolojik olarak parçalanamayan elyaftan oluşuyor ve çöp alanlarında yığın olarak kalıyorlar maalesef. Bunun yerine:

  • Tadilat yapan bir terzi mutlaka vardır evinizin yakınlarında. Ağ kısmı hemen eriyen kot pantolonların 2 hatta  3 kere bile yama ile ömrünü uzatmanız mümkün. Hatta belki siz bile biraz dikiş, tamirat işlerine bulaşabilirsiniz.
  • Artık giymediğiniz ancak hala iyi durumda olan kıyafetlerinizi arkadaşlarınıza, ailenize, komşularınıza verebilirsiniz. Bedenler uyduktan sonra karşılıklı takas programı bile oluşturabilirsiniz. Ya da hayır kurumlarına bağışlayabilir, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere mahallenizdeki muhtara bırakabilirsiniz.
  • Yurt dışında bazı giyim mağazaları kendi markalarından ve hatta diğer markalardan kullanılmış kıyafetleri geri alıyor. Ancak bizde böyle bir şeye ben henüz rastlamadım. Umarım en kısa zamanda gerçekleşir.
  • Çoğu belediyenin artık geri dönüşüm kapsamında tekstil ve ayakkabı kumbaraları var. Giymediğiniz, eski giysilerinizi tekstil geri dönüşüm kutusuna atabilirsiniz. Unutmayın tekstil malzemelerini, yeni giysiler yapmak için geri dönüştürmek mümkün.

İKİNCİ EL SATIN ALIN, KİRALAYIN:

Yeni kıyafet satın almak yerine alternatif seçenekleri düşünebilirsiniz:

İkinci el dükkânı: İstanbul’da o kadar çok var ki… Kadıköy, Çukurcuma, Aksaray… Yıllardır sanatçıların, kostüm tasarımcılarının, sanat yönetmenlerinin didik didik ettiği pasajlarda gerçekten hazinelerle dolu ikinci el mağazaları var. Ayrıca birçok web sitesi ve uygulama da (gardrops, dolaps gibi) ikinci el seçeneği sunuyor. Hatta bu tarz yerlerde nerdeyse hiç kullanılmamış markalı giysiler bulmak mümkün. Unutmayın ikinci el alternatifi sadece satın almak için geçerli değil. Aynı zamanda giymediğiniz kendi kıyafetlerinizi de satışa çıkarabilirsiniz.

Kıyafet kiralama: Özel bir davet ya da düğün için sadece bir kere giyeceğiniz bir kıyafeti satın almak yerine kiralayabilirsiniz. Kiralama hizmeti veren birçok mağaza ve web sitesi de mevcut.

Ve Son Olarak:

Daha az parça ile daha çok kombin yapmaya çalışın:

Şu aralar pandemi nedeniyle büyük bir kısmımız çoğunlukla evdeyiz. Ancak iş-ofis hayatı devam edenlerin en büyük sıkıntısı “bugün ne giyeceğim?” Bilmiyorum belki duymuşsunuzdur. Birkaç yıl önce “333 project” ya da sosyal medyadaki etiket adıyla #333challange akımı başladı. Ayakkabıdan fulara 33 parça seçiyor ve bunları 3 ay boyunca kendi aralarında kombinleyerek işe gidiyorsunuz. Bu projeye katılanların dile getirdiği ortak tek bir cümle var:  “33 parça ile 3 ay geçirdim, demekki böyle bir şey mümkünmüş…”

33 parça ile 3 ay geçirmenin maddi katkısı ve her gün ne giyeceğini düşünmemenin getirdiği manevi katkısı bir yana… Bu yazının esas çıkış noktasına bakacak olursak, sürdürülebilirlik anlamında çevresel katkısı bence paha biçilemez…

Sevgi, sağlık ve farkındalıkla kalın

Berna Yenigün

Berna Yenigün
[email protected]

Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama Yöneticisi, BordoRuj.com Kurucusu