Salgınlar ve Kentler | Covid-19 Neden Hızla Yayıldı?

Salgınlar ve Kentler

Salgınlar ve Kentler | Covid-19 Neden Hızla Yayıldı?

Salgınlar ve kentler: Sanayi devrimiyle birlikte hızla büyüyen kentlerde birçok salgın hastalık ortaya çıkmıştır. Tifo ve kolera gibi salgınlar bu büyüyen kentlerde büyük sağlık sorunlarına sebep olmuştur. Bu sağlık sorunları sebebiyle yeni sistemler geliştirmek zorunda kalmışlar ve kanalizasyonlar inşa edilmiştir. Zamanla yaşam koşulları daha da geliştirilerek daha temiz ve hijyenik kentler oluşturulmuştur. Ortaya çıkan her kriz, ardından ona yönelik daha sürdürülebilir bir sistem ortaya çıkarmıştır.

SALGINLAR ve KENTLER: COVİD 19 SÜRECİNDE KENTLER NASILDI?

Dünyada kentlerini daha sürdürülebilir ve yeşil odaklı tasarlayan ülkelerin bu süreçte çok sıkıntı yaşadığı söylenemez fakat ekonomik açıdan daha yetersiz olan ülkelerde bulunan kentlerde su sıkıntısı, gecekondulaşma, yoksulluk gibi faktörlerin sebebiyle bu süreç oldukça sıkıntılı olmuştur. Buna verilecek en güzel örnek olarak, sürdürülebilirlik konusunda oldukça başarılı olan Singapur’un haliyle salgın döneminde de çok sıkıntı yaşamadığını söyleyebiliriz. Peki ya ekonomik açıdan yetersiz Afrika ülkeleri?

Nüfus yoğunluğunun ve tek bir kentte toplanması her anlamda büyük bir sorun demektir. Bizim ülkemizde de olduğu gibi nüfusu yoğun olan mahalleler, kentler bu süreçte büyük zorluklar yaşadılar. Özellikle İstanbul bu sorunun çok net olarak görüldüğü yerlerden en önemlisiydi hala da öyle. Bizim için önemli bir kent olan İstanbul’a kapasitesinden fazla bir nüfus yükledik. En ufak bir zorlukta bu yükü artık taşıyamayacak durumda olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor bu kent. Salgın sebebiyle su kullanımı arttı, İstanbul zaten kapasitesinin üzerinde bir nüfus barındırdığı için çevre illerden su kullanmaya başlamıştı buna salgında eklenip beklenen yağmurların da gelmemesi sebebiyle daha çok zorluk yaşayacak gibi görünüyor. Hem salgın hem iklim krizi derken İstanbul’un Türkiye’de her anlamdaki krizi çok net bir şekilde yaşayacağı aşikardır. Buradan çıkarmamız gereken en önemli konu yoğunluğun tek bir yerde toplanmaması gerektiğidir.

SALGINLAR ve KENTLER: DOĞAL YAŞAM DÖGÜSÜ

Evde izolasyon sürecinde sosyal medyadan tüm ülkeleri takip ediyorduk, haberlerini görüyorduk. En çok dikkatimizi çeken şeylerden birisi de doğal yaşam alanlarını elinden aldığımız birçok hayvanın kentlere inmesiydi. Aslında onlar hallerinden memnun gibi görünüyorlardı çünkü artık onları rahatsız eden insanlar evlerine kapanmıştı ve insanlar dışındaki canlıların yaşam alanları tekrar onların eline geçmişti (birçok değişime uğramıştı tabi bu yaşam alanları). Bu süreçte evlerine kapanan bizler aslında doğaya ne denli büyük zararlar verdiğimizi görmüş olduk. Bizler evimizdeyken doğanın kendini yenilediğine de tanık olduk. Belirgin şekilde göze çarpan bir diğer konuysa taşıt yoğunluğu… Büyük kentlerdeki o gürültü ve hava kirliliği bir anda yok oldu.

Sosyal açıdan sıkıntı yaşadığımız bu dönemde bizim için en önemli alanlar açık ve yeşil alanlar oldu. Müstakil evde oturanlar, balkonu ve terası olanlar, mahallesinde yürüme mesafesinde yeşil alanlar olanlar şanlıydı çünkü rahatlıkla hava alabilecekleri ortamları vardı. Ancak bırakın balkonu evinde penceresi dahi olmayan insanlar var. Bu insanların nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?

ERİŞİLEBİLİRLİK:

Bir yerin, mekânın erişilebilir olması bir diğer önemli konu birçok kentte her şey yürünebilir mesafede değil. Eczane, marketler, manav, parklar, yürüyüş yolları vb. gibi birçok kamusal mekâna ulaşmak için özel araç ya da toplu taşıma gerektiriyor.

Bir de salgın sürecine eklenen doğal afetler oldu. Depremler sonrasında yaşanan yıkımlar çadır kentlerin kurulmasına sebep oldu. Salgın sürecinde olmamız sebebiyle bu durumun olumsuz yanlarını vaka artışlarında gördük. Kentler inşa edilirken tüm bunlar düşünülmüş olsaydı deprem sırasında oluşacak olumsuz sonuçları engellemiş olurduk. Mevcut binalar depreme uygun, sürdürülebilir şekilde tasarlanmış olsa arkamızda bir enkaz bırakmış olmazdık. Haliyle bu durum salgın tablosuna da olumlu yansımış olurdu. Hem doğal afetler hem salgın gibi sorunlarla uğraşmak zorunda kalmazdık.

NELER YAPABİLİRİZ?

Salgınlar ve Kentler

Aslında bu süreci olumsuz değerlendirmek yerine ders çıkarmamız gereken bir süreç olarak görmemiz gerekiyor. Yenilenmemiz, alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz, kendimizi ve kentleri değiştirmemiz gerekiyor. Şimdiye kadar salgın döneminde kentler ve insanlık nasıl ayakta kaldıysa bundan sonra da devamlılığını sürdürecektir. Fakat önemli olan bunu nasıl ve ne şekilde yapacağıdır. Geçmişte de bakıldığı zaman köklü değişimlerden önce bir salgın ve kriz durumu yaşanmış sonrasında yeni bir düzen başlamıştır. Covid-19’u yeniçağın ve köklü değişimlerin başlangıcı gibi görebiliriz. Dijital topluma geçiş için bu dönemde önemli adımlar atıldı, atılmaya da devam edecektir. Bu atılan adımların ne derece sürdürülebilir olacağı ve yaşamımızı sürdürebilmemiz için doğaya nasıl bir önem vereceğimiz konusu aslında bu salgınlardan nasıl başarıyla çıkacağımızın derecesini göstermektedir. Peki bundan sonra kentlerde neler yapmalıyız, nasıl ilerlemeliyiz?

  • Toplu taşıma da çeşitliliği artırmak, yaya ve bisiklet yolları için daha geniş alanlar açmak
  • Her şeyin yürüyüş mesafesinde ve erişilebilir olması
  • Her kenti kendine yeterli sürdürülebilir daha yeşil odaklı bir şekilde tasarlamak
  • Kentsel açık ve yeşil alanların sayısını artırmak
  • Mimari yapılarda balkon, pencere gibi nefes alınacak mekân sayısını artırmak
  • Apartmanlarda herkesin ortak kullanım alanında bulunan alanların sayısını artırmak örneğin; asansör, merdiven
  • Nüfusun tek bir yerde toplaması yerine tüm kentlere dağıtmak ve ekonomik çeşitlilik sağlamak
  • Tasarımlarda mahremiyet ilkesine dikkat etmek
  • Daha dayanıklı yapılar inşa etmek
  • Akıllı kent uygulamalarını kentlere entegre etmek
  • Geleceğin kentlerine uygun yeni kavramlar, modeller üretmek

Bunları yapmayı sağlayabilirsek eğer daha dirençli kentler ortaya çıkarmış oluruz. Değişimin bir parçası olmalıyız. Yaşamak mı? Ölmek mi? Her şey bizim elimizde.

Ayşe Nur Erdoğan

Şehir Plancısı

Bize Instagram’dan ulaşmak için tıklayın.

Ayşe Nur Erdoğan
[email protected]

Şehir Plancısı ve Sürdürülebilir Yaşam Yazarı