Bağımsız Sinema ve Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 5 Film

Bağımsız sinema

Bağımsız Sinema ve Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 5 Film

Bağımsız sinema: Bağımsız filmler büyük yapım şirketlerine bağlı olmadan çekilen, bütçe açısından bağımsız ve gişe kaygısı yaşamayan filmlerdir. Sinema sektöründe ‘’Bağımsız’’ kelimesi ilk defa 1908’de kullanılmıştır. Film sektörünü tek elinde bulunduran yapım şirketlerine katılmayarak karşı bir duruş sergileyen diğer yapımcı ve yönetmenler için kullanılan bir kavramdır.

Artık günümüzde film yapım ekipmanlarının kolay ve uygun fiyata ulaşılabilir olması maliyetlerin düşmesi büyük yapım şirketlerine bağımlılığı da ortadan kaldıran gelişmelerden olmuştur. Gelişen kitle iletişim araçları sayesinde bağımsız sinema sektörü popülaritesini artırmaya devam etmektedir.

Ticari kaygısı olmayan bağımsız filmler, büyük yapım şirketlerinin sergilediği filmlere eleştirel bir bakış açısı sunar. Bağımsız filmler, kişisel ve toplumsal olaylara değinerek, gündelik hayat ve içinde bulunduğumuz duygu durumlarını detaycı ve estetik açıdan ele alır. Filmin sonunda çoğu zaman net bitişler sağlamayarak izleyicinin yorumuna bırakıp düşünmesini sağlayan sakin ve yavaş ilerleyen filmlerdir.

İzlemekten oldukça zevk aldığım, sonunun nasıl biteceğinden emin olamadığım, her sahnesinde yaşamdan kesitler gördüğüm bağımsız filmler benim için vazgeçilmezler arasında yer almaktadır.

Bağımsız Sinema Yönetmenleri ve Mutlaka İzlemeniz Gereken 5 Film Önerisi:

1- ANDREİ TARKOVSKY:

1932 yılında Rusya’ da doğmuştur ve ünlü şair Arseniy Tarkovsky’nin oğludur. Dünya sinemasının önemli yönetmenleri arasında yer almaktadır. Yaşadığı dönemin politik olaylarına bakış açısı ile ülkesinde eleştirilere maruz kalmıştır. Sinemanın bağımsızlığı konusundaki görüşleri doğrultusunda çektiği filmleri ile büyük başarılar elde etmiş bağımsız sinema yönetmenidir.

Tanrı algısı, insanın iç dünyası ve tarih ile bütünleşik filmleri karmaşık kurgular gibi görünse de insanı düşünmeye zorlayan eserlerdir.

1962 yılında ilk uzun metrajlı filmi yapımı olan Ivanovo Detstvo (İvan’ın Çocukluğu) ile Venedik Film Festivali`nde Altın Aslan ödülünü kazanmıştır.

Diğer filmleri; Kurban (1986), Zamanda Yolculuk (1983), Nostalji (1983), İz Sürücü (1979), Ayna (1975), Solaris (1972), Andrei Rublyov (1969), İvan’ın Çocukluğu (1962), Silindir ve Keman (1960), Bugün Kimse İşten Çıkarılmayacak (1959), Konsantre (1958), Katiller (1958)

Tarkovsky 1986 yılında akciğer kanserine yenik düşerek Paris’te hayata veda etmiştir. 1990 yılında Tarkovsky anısına, sinemaya olan katkıları, insani değerleri ve insani görüşleri olumlu yansıtan yenilikçi filmleri nedeniyle SSCB’nin en yüksek ödülü olan ‘’Lenn Ödülü’’ verilmiştir.

Film Önerisi – Solaris (1972)

Tür: Bilim Kurgu, Dram

Yapım: Rusya

Yıl: 1972

Yönetmen: Andrei Tarkovsky

Oyuncular: Natalya Bondarchuk, Donatas Banionis, Jüri Järvet, Vladislav Dvorzhetsky, Nikolai Grinko, Anatoly Solonitsyn

Ödüller: FIPRESCI Ödülü ve Jüri Özel Ödülü

Film aslında Stanislaw Lem’in aynı isimli romanından sinemaya aktarılmıştır. Solaris, kendi bilinci olan bir gezegendir. Ancak gezegene gelen insanların aklından geçenleri somutlaştırarak kişiye bilincini sorgulatıyor. Her ne kadar bilim kurgu türünden bir film olsa da sanatla birleşince karşınıza derinliği olan ve izlerken sabır gerektiren bir eser ortaya çıkıyor. Modern yaşam ve geleneksel yaşam ilişkisine gönderme yapan filmde değerler ve insan ilişkilerinin teknolojiye nasıl ters düştüğünü izleyiciye anlatmaya çalışıyor. Filmde kahramanımız Doktor Kelvin gidenlerin geri dönmediği Solaris’e bir yolculuk yapma kararı alıyor. Karşılaştığı gizemli gezegenin sırrını çözünce ise bir iç hesaplaşma yaşamaya başlıyor.

2- THEODOROS ANGELOPULOS

1935 yılında Yunanistan’da doğmuştur. Avrupa sinemasının önde gelen yönetmenlerindendir. Yönetmen, yapımcı ve aktör olarak birçok filme imza atmıştır. Yaşadığı ülkenin mitolojik atmosferinden etkilenerek filmlerinde göndermeler yapan yönetmen, tarihsel olaylara, toplumsal konulara ve yaşamsal düş kırıklıklarına değinerek filmlerini işlemektedir. Filmlerinde geniş plan çekimlere ve uzun sekanslara yer vermektedir. Yavaş tempolu sahnelerinde ‘’müzikal dinleme’’ olarak adlandırdığı, izleyicinin ‘’ölü zaman’’ olarak adlandırılmasını da kabul etmemektedir. 1968 ve 2012 yılına kadar birçok film çekmiştir.

İlk filmi 1968 yılında yayınlanan ‘’Yayın’’ kısa metraj filmidir. 1988 yılında Puslu Manzaralar; Avrupa Film Ödülü, 1998 yılında Sonsuzluk ve Bir Gün; Cannes Film Festivali Altın Palmiye Ödülü almıştır.

Film Önerisi- Sonsuzluk Ve Bir Gün (Mia aioniotita kai mia mera-1998)

Tür: Drama

Yapım: Yunanistan

Yıl: 1998

Yönetmen: Theodoros Angelopulos

Oyuncular: Bruno Ganz, Isabelle Renauld, Fabrizio Bentivoglio

Ödüller: Cannes Film Festivali ‘’Altın Palmiye’’

Yunan bir şairin hastaneye yatmadan önceki son gününü anlatan aslında sıradan bir hikayedir. Ancak yönetmenimiz Angelopulos olunca filme bakış açımız değişiyor. Kullandığı film teknikleri, görsellik ve müziklerle filmin içine yumuşak bir giriş yapıyorsunuz.

Şair olan Alexander yakalandığı ölümcül bir hastalıkla karşılaşınca hayatı sorgulaya başlayacaktır. Geçmişini düşündükçe kendini yeni yeni tanımaya başlar. Yoluna çıkan bir çocukla aralarında geçen küçük serüvende insan yaşamına dair öğretici diyaloglar geçmektedir.

Sinema tarihine iz bırakan müzikleri ile izlenilmesi kolay ve yavaş tempolu bir filmdir.

3- ALEJANDRO GONZALEZ INARRİTU

1963 yılında Meksika’da doğmuştur. Filmlerinde özgün bir tarz kullanması, diyalog yazma ve karakter yaratma becerisi kuvvetlidir. Farklı kültürleri sentezleyerek, diğer kıtaları birleştiren evrensel ve insani değerleri filmlerinde tema olarak kullanmıştır. Çoğunlukla insanların iletişimsizlikleri üzerinde de durmuştur. Kesişen hayatların aslında tesadüf olmadığı konusunda kendisi ile hemfikiriz.

5 Akademik ödül alan ve uluslararası festivallerden ödülle dönen yönetmen, 2000 yılında ‘’Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros)’’ ile Cannes Film Festivali, 2003 yılında ‘’21 Gram’’ ile Venedik Film Festivali ve 2007 yılında ‘’Babel’’ ile yine Cannes Film Festivalinden ödülle dönmüştür.

Film Önerisi- Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros -2001)

Tür: Dram, Gerilim

Yapım: Meksika

Yıl: 2001

Yönetmen: Alejandro Gonzalez Inarritu

Oyuncular: Emilio Echevarría, Gael García Bernal, Goya Toledo

Ödüller: Oscar ve Altın Küre dahil, festivallerde toplam 30 ödül aldı.

Kesişen hayatların hikayesini anlatan filmde üç insanın benzeşen öyküleri konu ediliyor. Üç karakterden üç ayrı hikâye vardır. Filmin içinde adeta üç ayrı film izliyor gibi hissetseniz de hikayeler muazzam bir kurgu ile birleştirilmiştir.

‘’El Chivo’’ karakteri idealist, realist ve biraz da aksidir. Octavio” hayalleri için uğraş veren ve bunları başarma çabası içinde olan bir karakterdir. ‘’Valeria‘’ ise genç ve çekici bir mankendir. Evli olan ancak kendisine ait olduğunu düşünen bir adamla hayatına devam etmek ister. Üç karakterin ortak noktaları üçünün de birer köpeği olmasıdır. Köpeklerin eş zamanlı kaybolması onları da hayatlarında kaybolmaya ya da yeni kararlar almaya zorlayacaktır.

Oyunculukları ve senaryonun sürükleyiciliği ile film izleyiciyi kendisine bağlar nitelikte. Geniş bir müzik listesi olan filmde Meksika kültürünü de yakından tanımış olacaksınız.

 4- MICHAEL HANEKE

1942 yılında Almanya’da doğmuştur. Viyana’da felsefe ve psikoloji okuduktan sonra sinema hayatına geçiş yapmıştır.

Filmlerinde toplumsal sorunları ve çağa ayak uydurmaya çalışan insan doğasını gerçekçi bir bakış açısıyla ele almaktadır. İzlenmesinin kolay olmadığını söyleyen yönetmenin filmleri izleyiciyi bu konuda biraz huzursuz ediyor. Buna rağmen filmografisine baktığımızda çok sayıda TV ve sinema filmi çekmiştir. Bunların neredeyse hepsi de festivallerden ödüllerle dönmüştür.

2001 yılında “The Piano Teacher” ile Cannes Film Festivali Grand Prize ödülünü, 2012 yılında ise ‘’Amour’’ filmi ile Cannes Film Festivali Altın Palmiye ödülünü ve farklı kategorilerde çok sayıda ödül almıştır.

Film Önerisi- Ölümcül Oyunlar (Funny Games-1997)

Tür: Dram,Gerilim

Yapım: Polonya,Fransa

Yıl: 1997

Yönetmen: Michael Haneke

Oyuncular: Susanne Lothar, Ulrich Mühe, Arno Frisch ve Frank Giering

Ödüller: Fantasporto Festivali Eleştirmenler Ödülü, Chicago Uluslararası Film Festivali – “En İyi Yönetmen”, Flanders Uluslararası Film Festivali – “FIPRESCI Ödülü”

Ann, Georg ve küçük George tatil için bir göl evine giderler. Çekirdek ailenin kapısını iki genç çalar ve oyun başlar. Evlerine musallat olan iki genç ailenin üzerinde kurduğu baskı ile eğlenir ve aile zulüm ederler. Yönetmenin burjuvaziye olan sert eleştirileri zaten bilinmektedir. Filmin konusunda da burjuvaziye olan düşmanlığı rahatsız edici bir bakış açısıyla anlatılmaktadır.

Film 2007 yılında Holywood’da İngilizce olarak yeniden çekilmiştir. Baş rollerde güzel oyuncu Naomi Watts, Tim Roth ve Michael Pitt oynamaktadır.

5- KRZYSZTOF KİESLOWSKİ

1941 yılında Polonya’da doğmuştur. Askerlikten muaf olmak için kendisinin şizofren olduğunu iddia etmesi filmlere konu olacak bir dramdır. Tiyatroya olan merakıyla başlayan sinema yolcuğuna ilk olarak belgesel filmleri çekerek başlamıştır. İlk belgeselleri yaşadığı topraklardaki işçi sınıfı ve şehir hayatı olmuştur. Ancak çektiği belgeseller iş sınıfının grevleri hakkında olunca hükümet tarafından sansürlenerek yayınlanmıştır. Bunun üzerine belgesel çekmeyi bırakarak film çekmeye karar vermiştir.

İlgili yazı: Mavi Beyaz Kırmızı | Krzysztof Kieślowski’den Bir Başyapıt

1975 yılında ilk uzun metrajlı TV filmi ‘’Personel’’ Mannheim Film Festivali’nde birincilik ödülünü kazanmıştır. 1989 yılında çektiği ‘’Dekalog (10 Emir)’’ ile dikkatleri üzerine çekmiştir. 10 bölümden oluşan seride Yahudilik inancındaki 10 Emir’den bahsedilmekte ve her bölümde bir emir konu edilmektedir. 1993-1994 yılları arasında ‘’Üç Renk Üçlemesi (Mavi, Beyaz, Kırmızı)’’ filmleri ile de uluslararası alanda ün kazanmış ve filmlerin her biri festivallerden ödülle dönmüştür. Filmlerinin ana teması; insani davranışlar, politik ve dini inançlar üzerine kurulmuştur.

Üçlemenin son filmi ‘’Red (Kırmızı)’’in çekimleri tamamlandıktan iki yıl sonra geçirdiği kalp krizi sonucu 54 yaşında hayata veda etmiştir.

Film Önerisi- Veronique’nin İkili Yaşamı (La double vie de Veronique-1991)

Tür: Dram,Müzik,Gizem

Yapım: Polonya,Fransa

Yıl: 1991

Yönetmen: Krzysztof Kieslowski

Oyuncular: Irene Jacob, Aleksander Bardini, Halina Gryglaszewska

Ödüller: Cannes Film Festivali “En iyi Kadın oyuncu”

1966 yılında aynı günde dünyaya gelen ancak farklı ülkelerde yaşayan iki kadının Veronique ve Weronika (İkisini de Irene Jacob canlandırmaktadır) hayat hikayesi anlatılmaktadır. Filmde ruh ikizi olma ve mistisizm konuları hakkında şiirsel bir anlatım vardır. Hiçbir kan bağı olamamalarına rağmen fiziksel olarak birbirlerinin aynısı olan kadınların ruhsal ve duygusal birçok ortak yönü vardır. Birbirlerinden habersiz ancak tam ifade edemedikleri bir bağ ile ayrı ayrı hayatlarını sürdürürler. İkisi de müziğe tutkuludur. Polonyalı Weronika bir gece sahnede beyin kanamasından ölür. Bu durumu adeta hisseden Franasa’daki Veronique de birdenbire müzik kariyerini bırakma kararı alır.

Etkileyici görsel bir dil kullanan ve ruhunuzu dinlendiren müziklerle harmanlanan estetik bir filmdir.

 


Sizlere dünyaca ün kazanmış bağımsız sinema yönetmenlerinden ve izlenmesi gereken filmlerinin bazılarından bahsetmeye çalıştım. Her biri kendine özgü tarzı ve hayata bakış açısıyla birer duayen olan bu yönetmeler, filmlerinde bizlere bilgeliğin yolunu açan, düşündüren, felsefi ve psikolojik alanda sanatsal çalışmalardır. Gerçek hayatta karşılaştığımız olaylara ince detaylarla ve faklı bakış açılarıyla bakmamıza fayda sağlayacağını düşündüğüm önerileri değerlendirmenizi tavsiye ederim. Bağımsız sinema filmlerini izledikten sonra ana fikri anlamaya başlayacak ve tam bir bağımsız sinema tutkunu olacaksınız.

Sevgilerle…

Duygu Gerçeker

Daha fazla BordoRuj Kültür-Sanat içerikleri için tıklayın.

Duygu Gerçeker
[email protected]

Enformasyon Teknolojileri Uzmanı