görgü kuralları - versay sarayı

Görgü Kuralları | Versay’ın Çimenlerinden Bugüne

Görgü Kuralları öyle bir konu ki, benim yerimde bir gazeteci olsaydı, uzun bir araştırmadan sonra size sayfalarca belge ve bilgi sunması içten bile olmazdı. Ben ise, bu yazıyı hoş bir yolculuğun başlangıcı olarak planladım. Hep birlikte bir tura çıkıyormuşuz ve tur öncesinde gidilecek destinasyonla ilgili bir ön bilgi toplantısı yapıyormuşçasına. Yanınıza neler almanız gerekir, orada ne yenilir ne içilir, hangi para birimi ile alışveriş yapılır, belki gidilecek yerin kısa bir tarihçesi ve sosyal hayata dair ön bilgi… Sonrasında hep birlikte uçağa binecek, kemerlerimizi bağlayacak ve uçuş bitince de bu yeni ülkeye adım atacağız.

Umarım yolculuğun girişi sizi de heyecanlandırmıştır ve yolculuğun kendisini siz de benim kadar merak etmeye başlamışsınızdır.

Görgü Kuralları ve Tarihçesi:

Bizim Görgü Kuralları dediğimiz bizden biraz eskilerin Adab-ı Muaşereti, aslında yüzlerce yıl öncesine uzanan bir tarihe sahip. Görgü kurallarına dair ilk bilgileri, M.Ö. 2375-2350 yılları aralığında Mısır’da yaşamış olan vezir Ptahhotep’in kaleme aldığı ve bazı yerlerde dünyanın en eski kitabı olarak kabul edilen “The Maxims of Ptahhotep” ‘de buluyoruz. Büyükler gülmeden gençlerin gülmekten kaçınması gerektiği, insanın bilgeliğinin farkına varılmasının önemi, boş tartışmalardan kaçınmanın zayıflık değil kibarlık olarak algılanacağı, dürüstlük-otokontrol ve diğerlerine nazik davranmanın toplum içinde kişiyi her zaman daha iyi bir seviyeye taşıyacağı, gibi…

Çin’li filozof Konfiçyus’un, çalışmalarında doğru sosyal ilişkilerin önemini vurguladığını ve ardından 13. Yüzyılda İtalyan asilzade Baldassare Castiglione’nin “Il Cortigiano” kitabında saray mensuplarına ait görgü kurallarını bir kılavuz niteliğinde yayımladığını görüyoruz.

Neden “Etiquette” ?

görgü kuralları

Görgü Kurallarının dünyadaki ortak ismi “Etiquette” ismine kavuşması ise daha yakın bir tarihte, 17. Yy sonu –  18. Yy başlarında gerçekleşiyor. Kelime şeklinden de anlaşılacağı gibi – bu kuralların bilinen ilk çıkış noktası Fransa. Versay Sarayı’nda aristokrat konukların bahçenin o canım çimenlerine zarar vermesine dayanamayan Kral XIV. Louis’in bahçıvanı, bahçenin belli yerlerine “Çimenlere basmayın” yazılı tabelalar koyuyor.  Bu tabelalara da “etiquet” deniliyor – bildiğimiz etiket de ilk buradan çıkıyor. Yazıları pek umursayan olmayınca iş krala düşüyor ve işte o dönem itibarı ile saraya gelen konuklara “madem sarayımıza geliyorsunuz işbu kurallara uyula” cinsinden el kitapları verilmeye başlanıyor. Nerede ne konuşulacak ne giyilecek, ne- nasıl yenilecek… İlk başta yadırganmış olsa da emir büyük yerden gelince mecburen uyuluyor ve hatta uyulmakla da kalmayıp bu kurallar asaletin bir simgeseline dönüşüyor. Kurallar silsilesi yavaş yavaş sarayı aşıp önce aristokratların sonra da onları takip edenlerin hayatına girmeye başlıyor.

İlginizi çekebilir: Müzik Dinlemek Ve Bedenimizde Yarattığı Etkiler

İçinde iyi terbiyeyi, nezaketi, geleneği, saygıyı barındıran bu silsile elbette taşa yazılmış ve sabit bir şekilde süregelmiyor. Topluma, toplumun içindeki sosyal tabakalara göre değişkenlik gösterirken zamana da ayak uydurabiliyor. Dünya üzerinde seyahatlerin artması ve farklı toplumların daha çok giriftleşmesini takiben belli başlıları neredeyse ilk günkü halini korurken, listeden elenenler ve her gün eklenen yeni ögeler de göze çarpıyor.

Bugün artık kimseye mendil atmanın anlamını öğretmeye gerek olmayacağı gibi o zaman bu kuralları yazanların da aklına sosyal medyada yazışırken büyük karakter kullanmanın bağırmak manasına gelebileceğinin gelmemesi kadar.

Açık ve net, tek, asla değişmeyecek sonuç; sınırlar belli olursa geçilmesi önlenecektir. O zaman siz de lütfen başkasına ait “çimenlere basmayın” …

Özgü Ergün

360 Derece Yaşam Koçu ve Görgü Kuralları Eğitmeni

Bize Instagramdan ulaşmak için tıklayın

Özgü Ergün
Özgü Ergün
[email protected]

360 Derece Yaşam Koçu ve Görgü Kuralları Eğitmeni